Ne nedir ? :

bilimist

bilimist Yazdı...



Dolar neden yükselir ? Dolar neden düşer ? Dövizin düşüş yükseliş nedenleri

07 Ağustos 2018 Bu içerik 275 kez okundu.

Dolar neden yükselir? Doların yükselme sebepleri nelerdir?
ABD’nin para birimi dolar neden yükselir?
Bu soruya şu sıralar ülkedeki herkes yanıt arıyor. Gelin işin aslına birlikte bakalım. Doların yükselme sebepleri ve dolar neden yükselir başlıklı bu yazıda hem öğrenciler hem de meraklılar son derece faydalı bilgiler yer alıyor.

Öncelikle kabul etmemiz gereken iki önemli gerçek var. Bunlardan bir tanesi dolar, dünyanın para birimidir. Buna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. Bugün dünyanın herhangi bir ülkesinin en ücra köşesinde 100 dolarlık banknotu cebinizden çıkarıp birine gösterseniz, oldukça mutlu bir yüz ile karşılaşırsınız. Kabul etmemiz gereken ikinci gerçek ise Türkiye ekonomisinin dışa bağlı olduğudur. Petrol, otomobil, ilaç endüstrisi, sanayi malları, üretim araçları, tüketici elektroniği gibi aklınıza gelen en büyük hacimli sektörlerde ülkemiz ne yazık ki ithalata bağlıdır. Eğer bunları kabul ettiysek yazının ikinci bölümüne geçebiliriz. Son bir bilgi vermek istiyorum. Ben bu yazıyı dolar üzerinden yazıyorum ancak bir başka para birimi için de büyük ölçüde (FED ve politikaları hariç) aynı şeyler söz konusu olacaktır. Yani aslında döviz neden yükselir diye düşünerek de bu yazıyı okuyabilirsiniz.


Dolar neden yükselir?

Tapınak şövalyeleri, illüminatinin oyunları, orta doğudaki büyük resim gibi dikkat dağıtıcı argümanları dikkate almadığımı belirteyim. Halk arasında sıkça duyabileceğiniz bu iddiaları benim blog yazılarımda göremezsiniz. Ben her zaman konunun akademik tarafıyla ilgilenirim.

İktisattaki temel arz-talep dengesini hatırlayacağım. Bir şeye olan talep yani ilgi çoksa, o şeyin fiyatı yükselir. Tüketim mallarında olduğu gibi dolarda da aslında durum bundan ibaret. Dolar yükseliyor ise bilin ki insanlar dolara daha çok sahip olmak istiyordur. İnsanlar daha fazla dolar alırsa, ortada alınacak olan dolar azalır ve doların fiyatı yükselmeye başlar. Eğer bir ülkede insanların satın alarak azaltamayacağı kadar dolar varsa (yani insanlar dolar aldıkça, ülkeye daha fazla dolar giriyorsa) işte o zaman doların fiyatı yükselmez. Ülkeye giren dolar miktarına göre sabit kalabilir, ufak dalgalanmalar yaşar hatta belki doların kuru düşer, yani dolar yükselmez.


Ülkeye giren dolar miktarı

Ülkeye giren döviz miktarı konusuna değinmeden olmaz. Bir ülkeye döviz girmesinin sadece ama sadece üç yolu vardır. Bunlar sırası önemli olmaksızın şu şekildedir:

Yatırım (Uluslararası yatırım)
Turizm (Yabancı turist gelmesi)
İhracat (Mallarının ihracatı ile elde edilen gelir)

Eğer bu üç ana başlık ülke için iyi durumdaysa korkmayın o ülkede dolar yükselmez adeta yerlerde sürünür. Peki tek etken bu mudur? Hayır elbette değil. Bu üç ana başlık kendi içinde daha detaylı alt başlıklara sahiptir. Genel hatları ile bu konuya değinelim. Şimdi örnek olarak Türkiye’yi ele alalım. Ve farz edelim ki Türkiye’de dolar yüksek olsun. Mesela 1 ABD Dolarının karşılığı 4 Türk Lirası olsun. Ve doların yükselme sebepleri konusunu alt başlıklar halinde inceleyelim.

Doların yükselme sebepleri – Yatırım ilişkisi

Burada sözü edilen yatırım kavramı, elbette ki uluslararası yatırımdır. Yani yabancı sermayenin, Türkiye’ye kendi parasını sokması ve çeşitli yatırımlar yapmasıdır. Yabancı sermaye, bir başka ülkeye yatırım yapacaksa o ülkede belli başlı şeyler arar. Bunlardan en önemlisi siyasi istikrardır. Eğer ülkede siyasi karışıklık varsa, ülkenin halkı mutsuz ise, ülkenin refah seviyesi kötüye gidiyorsa, ülkedeki ekonomik düzenlemeler hukuka uygun şekilde ise, vergi oranları çok yüksek değilse yabancı sermaye o ülkeye parasını sokar.

Çünkü bilir ki eğer işler ters giderse, hukuk sistemine güvenir, siyasi otoritelere ve hükümete güvenir ve haklarının korunacağını bilir. Ancak yukarıda saydığım göstergeler iyi durumda değilse, yeni yabancı sermayeyi bırakın, ülkeye daha önceden gelen yabancı sermaye bile pılını pırtını toplayıp o ülkeden kaçar, daha fazla güvendiği, riskin daha az olduğu ülkelere yatırım yapar. Yani ne olur? Ülkeden dolar çıkar, ülkedeki dolar miktarı azalır.

Doların yükselme sebepleri – Turizm ilişkisi

Ülkeye dolar girmesinin kaynaklarından bir diğeri ise turizmdir. Turizm sektörünün “bacasız sanayi” olarak adlandırılmasının sebebini şimdi daha iyi anlıyor olabilirsiniz. Peki turist neden bir başka ülkeyi ziyaret eder? Elbette ki tatil yapmak için. Peki siz, güvenmediğiniz bir ülkeye tatil yapmaya gider misiniz? Terör tehlikesi olan bir ülkede ailenizle birkaç hafta geçirmek ister miydiniz?

Turist, yatırımcı gibidir. Güven arar, huzur arar, can güvenliği arar. Terörün olduğu ülkede turist olmaz. Terör tehlikesi ne kadar artarsa ülkeye gelen turist sayısı da o ölçüde azalacaktır.

Ülkemizden bahsedecek olursak, 2015 yılında Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı 36.2 milyon. Yani neredeyse ülkemizin nüfusunun yarısı kadar daha insan yıl içerisinde ülkemizi ziyaret etmiş, ülkemizde para harcamış ve turizm gelirlerine katkı sağlamış. 2016 yılında ise bu rakam 25.3 milyona gerilemiş. Yani turist sayısı azalmış.

Gelen her turist sizce kaç yüz dolar harcıyordur? Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’ye tatil amacıyla gelen bir turist, bir günde en az 150 ABD Doları harcıyor. 2015 yılında turizm gelirimiz 35 milyar ABD Doları. Yani Koç Holding’in piyasa değerinin tam 3.5-4 katı. Koç Holding, Türkiye’nin en değerli özel şirketi.

Doların yükselme sebepleri – İhracat ilişkisi

Bu çok ama çok daha detaylı bir konu. Elimden geldiğince açıklayıcı olmak için konuyu basite indirgiyorum.

İhracat, ülke içerisinde üretilen malların dış ülkelere satılmasıdır. Bu satış, ülkeye dolar girmesi(döviz) anlamına gelir. Yani ülkedeki dolar miktarını artırır. Ne kadar çok ihracat yapılırsa, o kadar çok dolar sahibi oluruz. Ancak dışarıdan aldığımız mallara verdiğimiz dolarların, ülkemize giren dolar miktarından az olması gerekir ki, elimizde dolar kalsın. İşte ithalat-ihracat dengesi (Makro Ekonomi dersindeki (X-M)) budur.

Türkiye’de durum nasıl? Türkiye’de ihracat, her zaman ithalattan daha azdır. Yani bizim ülkemiz son 60-70 yıldır her yıl dışarıya sattığı maldan daha fazla mal satın almıştır. Bu ne demek oluyor? Her yıl biz kazandığımız dolardan daha fazlasını harcadık.

Bunun sebepleri var elbette. Dışarıya hammadde satışı ancak dışardan katma değeri yüksek mal satın alınması, sanayi tipi ürünler alıp daha çok tarım ve tekstil ürünleri satmamız, rekabet gücümüzün düşük olması, ithalata bağlı ihracat yapıyor olmamız şeklinde. Bu konudan tez yazılabilir o yüzden burada durmak zorundayım.

Özet olarak

Ülkedeki dolar talebinin, dolar miktarından fazla olması, doların yükselme sebeplerinin başında gelir.
Yabancı yatırımcının ülkeye gelmemesi, mevcut yatırımcının ülkeden çıkması doları yükseltir.
İthalat doların yükselmesinde çok önemli bir etkendir.
Siyasi sorunlar, bürokratik krizler doların yükselmesine sebep olur.
Turizm gelirlerinin düşmesi doları yükseltir.
Dışa bağımlı ekonomiye sahip ülkelerde dolar kuru daima istikrarsızdır.
Sanayi ürünleri ihraç etmeyen ülkelerde dolar kuru sorunu daima görülür.


kaynak: k o l a y e k o n o m i
----

Dolar nasıl düşer? Doların düşmesi için yapılması gerekenler

Daha önce “dolar neden yükselir” başlıklı bir yazımda döviz kuru ve özellikle doların yükselme sebeplerine detaylıca yer vermiştim. Şimdi ise özellikle konjonktürel durumu dikkate alarak dolar nasıl düşer, döviz kuru nasıl eski haline döner ve doların düşmesi için yapılması gerekenler temalı bir yazıyla bu konu hakkındaki tüm soru işaretlerini gidermek istiyorum.

Uzun bir aradan sonra tekrar bloguma yazı yazmak gerçekten oldukça mutluluk verici. Neredeyse son bir yıldır yoğun ders çalışma modundayım. Umarım aklınızdaki soru işaretlerini giderebileceğiniz bir yazı olur. Şimdi başlayalım.

Bildiğiniz gibi 2015 yılından bu yana ülkemizde döviz kuru dikkat çeken bir yükselme trendinde. Özellikle doların düşmesi için büyük bir talep var. Yaşanan son gelişmeler ile birlikte artık kritik kabul edilebilecek seviyelere kadar yükseldiğini söyleyebiliriz. Mayıs 2018 itibariyle neredeyse her geçen gün dolar kendi rekorunu kırıyor. Türk Lirası (₺) Dolar ($) karşısında değer kaybediyor. Bu yükselişin ve TL’nin değer kaybetmesinin oldukça temel sebepleri var. Her zaman olduğu gibi ben konuyu sadece akademik açıdan ele alacağım. Temel dayanak noktamız sadece bir tane. O ise ülkeye doların girmesi gerek. Peki ama nasıl? Bir ülkedeki dolar miktarı nasıl artar?

Yine detaylara girmeden temel arz-talep denkleminden kısaca bahsedelim. Doların düşmesiiçin ve düşük seviyede kalması için ihtiyacımız olan tek şey, ülkedeki doların bollaşması, insanların satın almak isteyeceğinden daha fazla doların ülkemizde bulunması gerekiyor. Talep kanunu der ki, bir şey ne kadar bol olursa o kadar ucuzlar.

Ülkedeki dolar miktarı nasıl artar?

Talep kanundan hareketle yapılması gereken en önemli şey, ülkedeki dolar miktarını arttırmak ve bu sayede doların düşmesini sağlamak olduğunu biraz önce belirttim. Peki ama bir ülkedeki dolar miktarı nasıl artar? Ülkeye dolar başta olmak üzere, dövizin girmesi nasıl sağlanır? Ana başlıklar halinde bir ülkedeki dolar miktarını arttırmak için neler yapılması gerektiğini sıraladım. Şimdi hepsine detaylı olarak bakalım.

Siyasi istikrar
Dış ticaret fazlası (İhracat > İthalat)
Döviz rezervi satmak
Yabancı yatırım
Turizm
Dış borç almak


Dolar nasıl düşer? – Siyasi istikrar ilişkisi

Aslında başlıktan da anlaşılabileceği üzere bu son derece basit bir konu. Eğer ülkede siyasi istikrar ve denge hem ülke içine hem de dışarıya güven vermez ise sadece döviz piyasası değil tüm ticari faaliyetler optimum noktada olmaz. Ülke, potansiyelinin altında bir seviyede kalır. Son yıllarda sıkça yapılan seçimler ve erken seçim kararları da döviz piyasası tarafından hoş karşılanmaz.

Seçim ekonomisi olarak tanımlanan bir harcama türü var. Seçimler ülkeler için oldukça maliyetlidir. Benzetmek gerekirse seçim dönemlerinde hükumetler kesenin ağzını açar. Kamu harcamalarını arttırır. Kamu harcamaların artması ülkede parasal bir genişleme anlamına gelir. Parasal genişleme ise ülkede dolaşımdaki yerli para miktarını artırır. Ve bu dolaylı olarak yerli para biriminin dolar karşısındaki değerini düşürme yönünde baskı yapar.

Dolar nasıl düşer? – Dış ticaret ilişkisi

Ülkemizin kanayan yarası olan dış ticaret açığı aslında doların yükselmesinin en önemli sebebi. Hesap oldukça basit. Dışarıya satılan mal miktarı yani ihracat, dışarıdan alınan mal miktarından yani ithalattan fazla olursa, ülkendeki yabancı para miktarı artar, yerli para yabancı para karşısında değer kazanır ve dolar kuru düşer.

Ülkemizde ise 1948 yılından bu yana sürekli olarak dış ticaret açığı verilmekte. Yani her yıl ithalatımız, ihracatımızdan daha fazla olmakta. En basit anlatımla bu şu demek, dışarıya 10 Dolar değerinde mal satarken, her yıl dışarıdan 10 Dolardan daha fazla mal alıyoruz. Dolayısıyla ülke içerisinde dolar kalmıyor, birikmiyor. Dolar kıtlaşıyor ve dolar kuru yükseliyor.

Katma değerli üretim, ithalata bağlı olmayan üretim ve dış piyasaya yönelik üretim buradaki sihirli kelimelerimiz.

Dolar nasıl düşer? – Döviz rezervi satmak

Popülist bir söylem olarak sürekli karşımıza çıkar. “Merkez Bankası dolar satsın!” veya “Merkez Bankası kasasında tonlarca dolar var!”. Ancak bu dışarıdan bakıldığı kadar basit bir konu değil. Evet ülkelerin merkez bankaları yerli para birimi dışında Dolar ve Euro gibi dövizleri ve altın gibi değerli madenleri rezerv olarak tutar. Ancak rezerv saklama uygulaması, doların her an ekonomiye dahil edilebileceği anlamına gelmez.

Merkez bankalarının piyasaya döviz sürmesi ve piyasadaki dolar miktarını arttırması elbette mümkündür. Ancak bu asla sürdürülebilir bir yöntem değildir. Çünkü rezerv şeklinde tutulan paraların bir kısmı zorunlu karşılık oranları, bir kısmı özel fonlar şeklinde kategorize edilmiştir. Bu daha çok ufak çapta müdahaleler ve açık piyasa işlemleri (APİ) için veya bankalar arası dengeyi sağlamak için kullanılır.

Dolar nasıl düşer? – Yatırım ilişkisi

Yatırım harcamaları, bir ekonomideki en istikrarsız ve en dengesiz harcama kalemidir. Doların düşmesi için ihtiyaç duyulan şey, yabancı yatırımın ülkeye getirilmesidir. Ancak bu düşünüldüğü kadar kolay değildir. Büyük yatırımları ülkeye çekmek, faiz oranından tutun ülkenin yönetim biçimine kadar çok sayıda değişkenden etkilenir.

Bir hocamız yatırımcıyı “ürkek kedi” olarak tanımlamıştı. Yani yatırımcıyı ülkeye çekmek sanıldığından çok daha zor. Vergi politikaları, diğer ülkelerin faiz oranları, istihdam ve üretim sübvansiyonları ile sektörel istisnalar burada oldukça önemli bir rol oynuyor.

Buna ek olarak yapılan yatırımın türü de son derece önemli. Yabancı kaynaklı her yatırım, aslında ülkeye fayda sağlamıyor. Basit bir ayrım olan Green Field Invesment – Brown Field Invesment kavramları bile yapılan yatırımın etkin olup olmamasını belirliyor.

Dolar nasıl düşer? – Turizm ilişkisi

“Bacasız sanayi” benzetmesini mutlaka duymuşsunuzdur. Turizm, çoğu sektörden çok daha fazla döviz akışı sağlıyor. Yani ülkeye dışarıdan döviz girmesine ve dövizin bollaşmasına sebep oluyor. Bu konuda 2015 verileriyle yapılan dikkat çekici bir çalışma var. 2015 yılında ülkemize gelen turistlerin ekonomimize katkısı Koç Holding’in piyasa değerinin tam 3.5 katı kadar. Koç Holding örneğini vermemin sebebi ise ülkenin en değerli özel şirketi olması.

Ancak turizm sektörünün gelişmesi de başta siyasi olmak üzere çok fazla etkene göre değişkenlik gösteriyor.

Dolar nasıl düşer? – Dış borç ilişkisi

Ülkeler dış borç kaynakları ile ciddi miktarda dövizi piyasaya kazandırabilir. Ancak bu tıpkı merkez bankasının rezervlerini satarak dolar kurunu düşürmeye çalışması kadar yanlış bilinen ve yanlış yorumlanan bir konu. Dış borçlar kısa vadeli olarak bütçe açıklarını kapatmak veya uzun vadeli programlar olarak alınır.

Burada “ülkelerin dostlukları olmaz, çıkarları olur” sözünden faydalanmak istiyorum. Ülkeler ve finansal kuruluşlar, borç isteyen ülkelere kredi sağlarken, bunu genellikle “bağlı kredi” şeklinde verirler. Düşük faizli olarak teklif edilen krediler çekici gelir ancak kredi şartları alınan kredinin bir kısmını işlevsiz hale getirir. Örneğin Japonya düşük faizli kredi vererek ülkeye dolar girişi sağlamayı kabul eder. Ancak şartı şu olur, “sana bu krediyi vereceğim ancak sen de artık daha fazla Toyota ve Toshiba ürünlerini ithal edeceksin”. Borç veren ülkeler bu sayede verdikleri krediyle aslında kendi ülkelerini de destekler.

Dolar düşmezse ne olur?

Dolar kurunun düşmesi için elimizden geleni yaptık. Ancak olmadı doları düşüremedik. Peki şimdi ne olacak? Kısa kısa bunlardan da bahsederek yazının sonlarına yaklaşalım.

1.Dışa kapanma : Ticari faaliyetlerin gelişerek devam etmesi için ülkelerin dışa açılmaları gerekir. Ancak dolar kurunun uzun vadeli olarak yüksek seviyelerde kalması, ülkenin ithalatını azaltır. Dolayısıyla temel ihtiyaçlar dışında yabancı malların ülkeye girişi zorlaşır. Ürün ve hizmet çeşitliliği azalır. Uzun vadede ülke vatandaşlarının refahı için bu istenmeyen bir durumdur.

2. İhracat gelirlerinde nominal artış : Dolar kurunun yükselmesi aslında ihracatı arttırır. Çünkü ülke içerisinde üretilen mallar, yerli paranın değer kaybetmesiyle birlikte yurtdışında ucuzlar. Dolayısıyla ülkenin ithalata bağlı olmayan yerli üretim malları yurtdışında daha cazip hale gelir.

Ancak bu durum sadece %100 yerli ürünlerde karşımıza çıkar. İthalata bağlı ihracat yapılan sektörler döviz kurundan doğrudan etkilenir. Örneğin buzdolabı üreten yerli bir beyaz eşya üreticisi, ürettiği buzdolabının motorunu yurtdışından ithal ediyor ve öyle satıyorsa, ithalata bağlı ihracat yaptığı için dolar kurunun düşmemesi bu tip üreticileri olumsuz yönde etkiler. Yani bir yanılsama ortaya çıkar. Yanılsama dememin sebebi ise şu, yaşanan bu ihracat artışı, açığı kapatmak için yeterli olmayacaktır.

3. Enflasyon : Fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi olarak tanımlanan enflasyon olgusuna biz zaten oldukça alışığız. Dolar kurunun yüksek kalması, ülkedeki diğer tüm parametreler düzgün olsa bile enflasyonist bir baskı yaratır. Çünkü sürekli olarak daha fazla yerli para kullanmaya zorlar. Döviz kurunun artması, ürün ve hizmet fiyatlarına zam olarak yansır. Bollaşan yerli para bu şekilde daha fazla değer kaybeder.

Özet olarak

Bir ülkedeki dolar kurunun düşmesi için, o ülkede bol miktar dolar bulunması gerekir.
Bahsedilen bu bolluk, ülkede talep edilen dolardan daha fazla dolar olması şeklinde sınırlandırılabilir.
Doları sadece FED ürettiği için ABD dışındaki ülkeler dolar elde etmek istiyor ise yapabileceği hamleler aslında oldukça temel düzeyde.
İhracat, turizm gelirleri, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmek direkt olarak dolar kurunu düşürebilecek şeylerin başında geliyor.
Siyasi istikrar ise dolaylı yoldan başta dolar olmak üzere tüm yabancı para piyasasını etkiliyor.



------------

Döviz kurlarının oldukça hareketli olduğu şu günlerde insanların en çok merak ettiği şeylerden biri döviz fiyatlarının neye göre artıp yükseldiği. Bu değişimin sebebini detaylı bir şekilde açıklamaya çalıştık.

Para piyasalarındaki kurların değişimi, piyasadaki reel kişilerin taleplerine göre şekillenir. Yani, hangi birimine talep daha çoksa kur, bu talep doğrultusunda şekillenir. Talepler doğrultusunda piyasalardaki paritenin değişmesi ile bir para birimi değer kazanırken diğer para birimi değerini kaybeder.

Hangi para birimi için talep yüksekse o para biriminin değeri artar. Bir ülkenin iç piyasasında yeteri kadar döviz yoksa, dövizin fiyatı artar. Çünkü az miktardaki dövize talep çoktur. Yani, iç piyasadaki döviz ihtiyacı karşılanamıyorsa bu noktada döviz değer kazanmaya başlar. Dövizin ülkeye girişi üretim, ticaret ve turizmle olur.

Siyasetin de etkisi var

Döviz kurlarındaki değişimin tek sebebi az önce bahsettiğimiz talep dengesi değil tabii ki, işin bir de siyasi boyutu var. Ülkedeki siyasi gerilimler ülkenin para piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Ülkede yaşanan siyasi gerilimlerin borsayı olumsuz etkilemesi bir sonraki adımda döviz fiyatlarını etkiler. Eksi değerlerde işlem gören borsa, döviz fiyatlarının artmasına neden olur.





--------

Kısa bir tanımla adına dolar dediğimiz Amerikan parası, ABD merkez bankası (FED) tarafından basılan bir ödeme aracı. Dünyada ne kadar dolar olacağına FED karar verir. Nasıl bizim merkez bankamızın belirli hedefleri ve misyonları varsa (fiyat istikrarı en önceliklisi) FED’in de kendi öncelikleri ve tutturmak istedikleri hedefler var.

FED, kriz zamanlarında piyasayı canlandırmak, işsizliği azaltmak ve büyümeyi sağlamak için bir karar aldı ve piyasaya; “alın size bol bol dolar” dedi. Ama bu paranın faize gitmesini de engellemek istedi ve bu parayı faize koymayın diyerek faizleri de düşürdü (0 ila 0.25 aralığına). Gidin bu parayı harcayın, yatırım yapın, paradan para kazanın, vs. dedi. Bunları yaparken de hem büyürüz hem de bu dolarlarla yapılan yatırımlar büyük istihdam olanağı sağlayacak bu sayede de işsizlik azalacak gibi bir plan yaptı. Dolayısıyla, yıllarca piyasaya ucuzdan bol miktarda dolar saldı.

Peki, bu dolarlar nereye gitti? Altına gitti, kendi iç piyasasına gitti, başka ülkelere gitti, başka ülkelerin borsalarına girdi, vs. Bu başka ülkeler kimlerdi? Yabancı yatırımcıya ihtiyaç duyan ülkeler, gelişmekte olan ülkeler, yani kısacası Türkiye gibi ülkeler. Haliyle bu para tabiri caiz ise yağdı Türkiye’ye. Oh mis gibi ucuzdan dolar. Yabancı elinde dolarla geldi Türkiye’ye, bozdurdu dolarını, TL ile borsaya girdi, TL’den faize koydu vesaire vesaire.

Peki yıllarca süren bu dolar sağanağında bizim ne yapmamız gerekiyordu ve ne yaptık?

Biz bu likiditeyi bulduğumuzda, dolar yağmurunun altında kaldığımızda yapmamız gereken şey; yapısal bir takım iyileştirmeler, uzun vadede bize para kazandıracak teknolojik gelişmeler ve “know-how” barındıran yatırımlardı. Böylece piyasada para kalmayınca, dolar yağmuru kesilince ürettiğimiz bu katma değerli ürünleri satabilir, ülkeyi büyütebilir ve orta gelir tuzağından sıyrılabilirdik. Eğitime, bilime, teknolojiye, bilişime, vs. yatırım yapmış olsaydık, bir Güney Kore gibi teknoloji üreten firmalarımız, bir Hindistan gibi uzay araştırmaları gerçekleştirecek bilimsel altyapımız falan olabilirdi.

Peki biz eğitimi imam hatip açmaktan, bilimi TÜBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürleri atamaktan ibaret zannedip, eğitim alanında iyileştirmeler, bilimsel çalışmalar, teknolojik yatırımlar yapmak yerine ne yaptık? Ev yaptık, gökdelen diktik, AVM yaptık, rezidans inşa ettik, vs. Kısacası deli gibi harcadık. Dolarları gömdük inşaata, gömdük lüks araçlara, gömdük başkasının akıllı telefonlarına, tabletlerine. Yahu bu ucuz likiditenin bir sonu olabilir diye düşünmedik hiç… Yani geleceği göremedik, anı en pis haliyle yaşadık. Tüketim toplumu ne demektir iliklerimize kadar hissettik.

Yıllar geçti ve 2013’e geldik. FED yeni bir açıklama yaptı ve dedi ki; “artık ucuz para devri bitti. İyi kötü yıllarca saçtığım paralarla ekonomim biraz düzeldi. Artık daha fazla para saçarsam bu sefer balonlar oluşur. Doları hak ettiği seviyeye yükselteceğim, faizleri artıracağım” yani bu sayede yine tasarruf oranları artsın istedi.

Bu kararı neden aldı?

Çünkü 1) Balonlar oluşabilirdi engellemek istiyordu 2) Tasarruf oranları artmalı sermaye toparlanmalıydı. 3) FED’in bilançosu trilyonlarca dolar oldu bunun bir sonu olmalıydı…

Sonuç olarak Gezi eylemlerinin hemen öncesinde, “tahvil alım programı” adı verilen ucuz para saçma politikasını durduracağını açıkladı. Bu bizim için ilk şok oldu. İnsanlar bu karara hemen tepki verdiler ve dolar yükselmeye başladı. Bu duruma hemen müdahale edemedi bizim merkez bankamız. Sonrasındaki süreçte siyasi gerginliklerle beraber beklentiler o kadar değişti ki dolar 2 liranın üzerini gördü. Bizim merkez bankası da el mahkum doları düşürmek için faizleri 4-5 puan artırmak zorunda kaldı.

Aslında faiz kötü, ürkütücü bir şey değildir. Ayarında, enflasyona uyumlu bir faiz iyidir. Çünkü sermaye toplanır, toplanan sermaye ile yatırım yapılabilir. Faiz bu açıdan iyidir, ama olmaması gereken ve mecburiyetten, istemeden yaptığın faiz artırımı kötü bir durumdur, çünkü faiz yüksek olursa insanlar borç almak istemezler. Borç almayınca da yatırım yapmazlar. Yatırım yapmazlarsa her sene iş gücüne katılan insanlar işsiz kalır. Ya da mesela ev, araç, vs. satın almamaya başlarlar. Eldeki evler, rezidanslar, AVM dükkanları, vs. elde patlar. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şu günlerde “faiz indir” diye kendini parçalamasının, işi merkez bankası başkanını hainlikle suçlamaya kadar vardırmasının sebebi kabaca budur.

Sonuç olarak, FED en sonunda bu faizleri, yukarıda anlattığım sebeplerden ötürü, artıracağını ifade etti. Bu durumda neler oluyor bak:

-Yıllarca ucuz dolara alışmış ekonomiden yabancı elini çekmeye başlıyor. Yani yabancı diyor ki, “benim güvenilir merkez bankam da artık bana faiz vermeye başlayacak. Türkiye’de ne işim var artık benim?” Giderken haliyle beraberinde getirdiği dolarlarını da alıyor ve içeride dolar azalıyor.

-Eğer teknolojik gelişmeler yapmış olsaydık, “know-how” değeri olan ürünlerimiz olsaydı, vs. onları dışarı satar yine dolar bulurduk, ama biz doların bol olduğu zamanlarda o parayla ev yaptık, AVM yaptık, rezidans yaptık. Eğitime, teknolojiye, bilime, istihdama para yatırmadık. Şimdi şehirlerin en dışına yaptığımız güya ultra lüks betonları kimse almak istemiyor. Güney Kore gibi akıllı telefon, tablet, vb. bir şey üretebilseydik onları satar yolumuzu bulurduk ama şimdi “Penisium tower kulelerinden” evleri kim alsın, ne yapsın?

-Bu dönemde yaşanan bolluğu, sıcak para akışını, ekonominin bu sayede dirilmesini, bu sahte zenginliği hükümet hep kendinden bildi veya öyle bilinmesini istedi. Benim süper yeteneklerim ekonomiyi uçurdu zannetti ve halkımız da maalesef bunu yedi. Yaşadığı sahte zenginliği hep hükümetin bir başarısı olarak algıladı. Şimdi işler değişince de şaşırıp kaldı.

Ve son olarak diğer başka sebeplerde var elbette…

Petrolün yükselişiyle Türkiye’ye giren ve düşüşüyle Türkiye’den çıkan bir Arap sermayesi mevcut. Buna bir de yolsuzluğun yarattığı olumsuz etkiyi de ekleyebiliriz. Yolsuzluk iddiaları bile güveni sarsıp doların yükselmesine yol açıyor. Bütün bunlara şeffaf olmayışımız, ekonomik özgürlüklerde geldiğimiz nokta, vs. gibi sosyopolitik riskleri de ekleyebiliriz. Maalesef daha kötü günler bizi bekliyor.

kaynak: eksi sozluk

- - - - - - -

aslinda cok basit: mesela dolma yapmak istiyorsun. pazara gittin daha ne dolmasi yapacagina karar veremedin. biber mi kabak mi dusunuyorsun (diger cesitleri bu ornek icin yok saydik). baktin biber ve kabak tezgahlari yanyana. ikisinin de kilosu 1 tl yani biber kabak kuru 1 biber = 1 kabak.

1) simdi arz-talep dengesi nedeniyle olusan duruma bakalim: sen oradayken bir baskasi geldi ve pazarciya butun biberleri alacagini soyledi. sen de bir anda karar verdin, o dolma biberden yapilacak. pazarci tam hepsini yeni gelen arkadasa verirken, "abi" dedin "senin biberler taze, ben kilosuna 1 tl 10 kurus veririm sen biraz biber de bana sat." bunun ustune yeni gelen arkadas sinirlendi "yok lan oyle dava" dedi "hepsini ben alacagim, 1 tl 20 kurus veriyorum." bu durumda arz-talep dengesi sastigi icin biber kiymetlendi, baska insanlarda geldiler ve kimi cocugu istedigi icin, kimi senin gibi kafasina estigi icin, kimi bugun alip yarin satmak uzere (halden yarin biber gelmeyecegi istihbarati gelmistir belki, demek ki yarin biber cok kiymetli olabilir) bibere saldirdilar. satici da kime satacagina karar vermedi fiyat arttikca artti, oldu mu sana 2 tl. burada kabak 1 tl kaldi ve biber kabak kuru 1 biber = 2 kabak oldu.

2) arz-talep dengesi normal, ama musteri guveni nedeniyle olusan duruma bakalim: ilk ornek yasanmadi farzedelim. sen iki tezgah arasinda biber mi kabak mi diye dusunuyordun ve kabaklara yaklastin. ama baktin baktin kabaklar yumusamis, pek hosuna gitmedi bu durum. pazarciya dedin ki "abi bu kabaklar kac gunluk, taze degil gibi." pazarci hemen yalanladi tabi hemen "olur mu abicim oyle sey" dedi "bak tas gibi tas." ama senin bi turlu icine sinmedi ve pazarci abimiz mizmizlandigini gordu. onun uzerine "sana kilosu 90 kurusa birakirim" dedi o sirada bir teyze geldi, bakti bakti kabaklara dedi ki "evladim kanma sakin bunlarin ici gecmis besbelli." senin zaten kabaklarin iyi ve taze olduguna guvenin azdi bi de simdi bu tezye boyle degince iyice huylandin, pazarci da sinir oldu teyzeye ama seni de kacirmak istemedi ve sana teklifini yapti "hadi sana 50 kurustan vereyim." bu arada biber 1 tl kaldi. sonunda sen guvenmedigin icin, bi de teyzenin de fikriyle biber kabak kuru 1 biber = 2 kabak oldu.

su anda dolar/tl kurunda bu iki ornekte yasaniyor: dolara talep tum dunyada fazla bu dolarin fiyatini yukseltiyor. ayrica fed'in (abd merkez bankasi) faizleri tekrar arttiracagi ve piyasadan para cekecegi beklentisi var (bi abimiz yarin hale biber gelmeyecegini duymustu), bu talebi ve dolarin fiyatini daha da artitiryor. bunun uzerine turkiye'deki finans piyasalari son donemde belirli nedenlerden guven vermekten uzak, hani birazcik taze mi degil mi belli olmayan kabaklar gibi, kimse tl'nin durumundan emin degil, ustune bir de o teyze gibi fikir verenler ve yok durum kotu diyenler cok. o zaman tabii ki tl'nin fiyati ister istemez dusuyor, dolarin fiyatiysa artiyor.

kaynak eksi sozluk



Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle

Arşiv

Online Üyeler

    Online üye yok !

Bülten Kayıt

b